www.almancaogreniyorum.com

İbrahim Karagül: Yeni Şafak    

Bin yıllık hesaplaşma bu ve biz kazanacağız                                                          10 Eki 2017, Salı 

Vize skandalı ABD’nin bütün kirli hesaplarını deşifre etti. FET֒nün başarısız olması, ABD ile bağlantılarının açığa çıkması, Fırat Kalkanı’ndan sonra İdlib’de başlatılan operasyonun Batı’ya doğru genişleyecek olması “terör koridoru” planlarını ve Türkiye’ye yeni saldırı hazırlıklarını suya düşürdü. ABD yönetimi Türkiye’ye karşı ilan edilmemiş bir savaş başlattı. Biraz geniş bakalım: İÇİN TIKLAYIN

15 Temmuz, sadece bir FETÖ darbe girişimi değil, ABD’nin Türkiye’ye açık müdahalesiydi. Klasik darbe girişimlerinden farklı bir dış müdahaleydi.  Senaryo Türkiye’de devlet sisteminin hücrelerine kadar yerleştirilmiş Gülen ve terör örgütü üzerinden uygulandı.

Türkiye kontrol altına alınacak, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ona destek olan öncü çevre tamamen tasfiye edilecek, ülke yeniden ABD eksenine çekilip vesayet altına alınacaktı. Hatta bundan ötesi vardı:

O gece milletimiz dünya sistemini tarihe gömdü!

Senaryo başarıldığında PKK unsurları harekete geçirilip Türkiye bölünecek, Erdoğan’a Marmaris’te suikast düzenlenecek ya da esir alınacaktı. Türkiye efsanesi, yıldızlaşan ülke hayalleri tarihe gömülecek, yüz yıl sonra yeniden varolma, yükselişe geçme hesapları sıfırlanacaktı.

15 Temmuz gecesi milletimiz, bir darbeyi değil bir işgal harekatını püskürttü. Çokuluslu konsorsiyumun Türkiye planlarını alt üst etti. Dünya tarihine bir model, direniş örneği sundu. Uluslararası sistem dediğimiz işgal ve hegemonya düzeninin itibarını yerle bir etti. Bu, ABD için ağır bir yenilgi, rezil olma haliydi.  İlk kez planları tutmamış, ilk kez başarısızlığı tatmışlardı.

ABD büyükelçisi Bass o cinayetlerden sorumludur

ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass, bu saldırının tam merkezindeydi. O ve ekibi, 15 Temmuz gecesi cinayetlerin hepsinden sorumludur. Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’na suikast düzenlemekten, bu planı uygulamaktan da sorumludur. Türkiye’deki FET֒cü CIA ajanlarının kaçırılmasından da sorumludur. Milletin meclisini bombalamaktan da sorumludur.

Şimdi elçilikteki kuryeler, casuslar gözaltına alınıp sorguya tabi tutulunca, kirli bağlantılar ortaya çıkmaya başlayınca, Bass ortalığı ateşe verdi, giderayak bombayı patlattı. Vize krizi ile kirli dosyaları, kanlı senaryoları gizlemeye çalışıyor.

İlan edilmemiş bir savaş başlattılar..

Vize krizi, Türkiye ile ABD arasındaki derin ayrışmanın tek göstergesi değildir. Askeri ambargo, Ankara-Washington arasındaki psikolojik savaş ve en önemlisi de Güney’de oluşturulan terör koridoru, yüzlerce kilometrelik cephe ABD’nin Türkiye’ye ilan edilmemiş bir savaşbaşlattığının göstergeleridir.

Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en büyük tehdidiyle karşı karşıyadır. Barzani’nin referandum kararı bu savaşın bir parçasıdır. PKK/PYD üzerinden yürütülen her müdahale, bölgeye yönelen dış tehdittir, saldırıdır. Bunlar aynı zamanda Türkiye’ye karşı ABD’nin açık saldırısının unsurlarıdır. 

Erdoğan’ı durdurma, Türkiye’yi durdurma

“Erdoğan’ı durdurma” projeleri “Erdoğan ve Türkiye’yi durdurma”projesine dönüşmüş, ABD’nin bölgeye yaptığı askeri yığınak Türkiye için öncelikli ve yakın tehdit haline gelmiştir. 15 Temmuz’da FETÖ ile yapılamayanı şimdi Suriye ve Irak’ın kuzeyinden cepheler açarak yapmaya çalışıyorlar.  Buna devam edecekler.

Cepheyi daha da güçlendirecekler, Türkiye’yi nefes alamaz hale sokmaya çalışacaklardır. Bir NATO müttefikine karşı PKK, PYD ve DEAŞ gibi terör örgütlerini müttefik ilan eden ABD yönetimi, son olarak Barzani’yi de bu cepheye katmış, Türkiye’nin bütünlüğünü tehdit eder hale gelmiştir. Bunu başarıp başaramaması değil, bunu düşünebilmesi çok büyük bir skandal, dünya için tehlikeli bir eğilimdir.

O harita en öncelikli ve en yakın tehdittir!

Irak ve Suriye’nin kuzeyinde çizilen harita, bütün coğrafya için tehdittir, bundan sonra her ülkenin başına gelebileceklerin açık işaretidir. İster Batı ittifakında yer alsın ister ona karşı olsun bölgedeki bütün ülkeler bu çerçevede tehdit edilmekte, parçalanma riskiyle karşı karşıya bırakılmaktadır.

Türkiye için ABD ve Avrupa ile ittifak bir gelecek garantisi değildirartık. Çünkü tehdit müttefiklerden gelmekte, Türkiye, İran ve S. Arabistan için parçalanma haritaları bu başkentlerde çizilmektedir. Dünyanın güç haritası hızla değişirken Türkiye kendine yeni güvenlik alanları aramak, bunları iyi değerlendirmek, cesur kararlar vermek zorundadır.

Türkiye bu saldırıyı da savuşturmayı bilecektir!

Batı’nın ağır ambargosu altındaki bir ülke, üstelik bütün terör unsurları üzerinden saldırılara maruz kalan bir ülke, kendi geleceğini güvenceyle alacak her türlü radikal adımı atmakla yükümlüdür. Yüz yıllardır gücü ve arayışı en rasyonel şekilde kullanan bir siyasi akla, birikime sahip Türkiye, yeni tehditleri çok iyi değerlendirip gereken adımları atacaktır.

15 Temmuz, bu akılla, bu aklın toplumu şekillendirmesiyle savuşturuldu. Şimdi yeni bir cephe açtılar. Suriye ve Irak’ın kuzeyinden Türkiye’yi vurmaya hazırlanıyorlar. Bu amaçla yığınak yapıyorlar. Bu amaçla iki ülkeyi bölüyorlar. Akdeniz’den İran sınırına kadar ülkemizin bütün güney sınırlarını askeri üslerle, füze rampalarıyla, eğitim kamplarıyla, garnizonlarla donatacaklar.

15 Temmuz sonrası ikinci dalga: Direnişe hazır olun

Buradan Türkiye’yi sıkıştıracaklar, Anadolu’da boğmak isteyecekler. Bunu yaparken içeride yeni etnik kavgalar çıkarmaya, bugünkü milli ekseni bertaraf edecek yeni siyasi kadrolar ve hareketler oluşturmaya çalışacaklar. Dolayısıyla 15 Temmuz’un ikinci dalgası, ikinci müdahale saldırıları başlamıştır.

Türkiye’nin büyümesini, yüz yıl sonra yeniden ayağa kalkmasını, kendini ve çevresini harekete geçirmesini hazmedemeyen bir çokuluslu konsorsiyum oluşturulmuş, bu oluşum üzerinden FETÖ yerine başka çevreleri ikame edip “Türkiye cephesini açın!” talimatı verilmiştir. Öyleyse yeni mücadele de başlamıştır!

Bu, bin yıllık bir kavgadır ve biz bunu kazanacağız..

Bu büyük bir kavgadır. Bu, Selçuklu’dan, Osmanlı’dan bu yana devam eden derin bir hesaplaşmadır. Bu, Birinci Dünya Savaşı ile perişan edilen bir Türkiye’nin, coğrafyanın mücadelesidir. Türkiye’nin Hindistan sınırlarına kadar yapılan bir varolma mücadelesidir. Türkiye bu mücadelenin en ön safındadır. Çünkü siyasi tarihi boyunca bütün mücadelelerin en ön safında olmuş bir ülkedir.

Biz bu oyunu kazanacağız. Bu çokuluslu saldırıların üstesinden geleceğiz. Tarih yapıcı rol yine engellenemeyecek, tarihin akışıdurdurulamayacak. Bu yüzden Fırat Kalkanı müthiş bir jeopolitik hamleydi. Dün İdlib’e giren TSK unsurları aynı jeopolitik hesabın parçasıdır. İran sınırından Akdeniz’e uzanan ABD/İsrail koridoru kesinlikle engellenmelidir çünkü bu bir gelecek hesabı, varoluşsorunudur.

O silahlar bizim için getiriliyor, hiç kimse bunu inkar edemez

Hiç kimse bu meseleyi bir etnik meseleye sıkıştırarak bize yutturamaz. Hiç kimse bu büyük parçalanma senaryosunu Türk-Kürt ayrışması diye pazarlayamaz. Hiç kimse bölgeye yönelen çokuluslu istila hesaplarını mezhep kimlikleri arasına sıkıştıramaz. Hiç kimse bu oyunları milletimize bir körleştirme operasyonuyla servis edemez. Hiç kimse Türkiye’nin aldığı pozisyonu, başkası adına sorgulayıp bu ülkeyle tuzakkuramaz.

Ülkemize yönelik saldırılar artık açık açık yürütülmektedir. Örgütler üzerinden yürütülse de, ABD’nin sınırlarımıza yığdığı, PKK’ya sevkettiği silahların yarın doğrudan Türkiye’ye karşı kullanılacağını görmemek ahmaklıktır. Hal böyle iken, bu ülkeyi iç savaşa sürüklemeye çalışanların şimdi Suriye ve Irak üzerinden vurma yolunda adım atılmasını göremeyecek kadar kör değiliz.

Bedeli ne olursa olsun o kuşak engellenecek..

Çünkü biz tarihin hiçbir döneminde “kör” olmadık. Sadece güçsüz kaldık, hareket edemez hale getirildik ama o derin siyasi aklı hiç kaybetmedik. Yine öyleyiz. Yine o akılla hareket ediyoruz. Bu yüzden tehdidin kimden ve nasıl geldiğini görüyoruz. Bu yüzden Suriye ve Irak’ın kuzeyinden yaklaşan tehlikeye karşı önlem alıyoruz. Bu yüzden Türkiye kamuoyuna pazarlanan yalan/dolanlara aldırmıyoruz.

Öyleyse, bedeli ne olursa olsun o kuşak engellenecektir. Türkiye’ye yönelik çevreleme, kuşatma harekatına karşı bir “öz savunma” harekete geçirilmiştir ve bu devam edecektir, etmelidir. Afrin’den, Ayn el Anrab’dan, Irak’ın kuzeyinden müdahalelerle o çokuluslu harita boşa çıkarılacaktır.

‘Acımasız Mücadele’, büyük hesaplaşma..

Bu kuşaktaki her hareketimiz Türkiye’yi savunma harekatıdır. Savaşı Türkiye’ye taşımaya çalışanları durdurma çabasıdır. Türkiye için çizdikleri bölünmüş haritaları yüzlerine çarpma mücadelesidir. Bölgemizin sonsuz etnik savaşlara, mezhep çatışmalarına sürüklemek isteyenlere “dur” deme girişimidir.

Bu bir “Acımasız Mücadele”dir. Tehdit tanımlanmıştır, nereden ve nasıl geleceği görülmüştür. Türkiye’nin yerlileşmesi, millileşmesi, büyümesi, yeniden yükseliş çağı başlatması hedef alınmaktadır. Bunu başaramayacaklar ama olağanüstü bir hesaplaşma bizi beklemektedir.

İdlib’de başlatılan harekat Afrin’e, Tel Abyad’a uzanmalı

15 Temmuz’un ikinci dalgasına, Güney’den ve içeriden gelecek saldırılara karşı teyakkuz durumu göz önüne alınmalıdır. Bu yüzden Türkiye, İdlib’le başlattığı süreci kim ne derse desin, kimler ne kadar çığırtkanlık yaparsa yapsın tamamlamak zorundadır. Bu yüzden Türkiye, nükleer teknoloji dahil, olağanüstü savunma hazırlıklarına girmek zorundadır.

Çok yakında bize bu krizleri taşıyanların evlerinde ne krizler yaşandığına tanık olacağız. Etnik krizlerin, ırkçı çözülmelerinkapılarını nasıl çaldığına tanık olacağız. Dünya artık Atlantik’ten yönetilmiyor. O dönem çoktan kapandı.

Türkiye için vesayet dönemi de kapandı. O yüz yıl sona erdi.  Anlamadıkları bu. Yakında anlayacaklardır!

ABD ve ortakları birçok terör örgütünü İncirlik’ten yönetiyor

Vize meselesi basit bir tepki değildir. Kafalarında olan düşünceyi açığa çıkarmıştır. ABD artık müttefik değildir ve olamayacaktır. İncirlik gibi askeri üsler, Türkiye’nin ulusal güvenliği için bir tehdit haline gelmiştir. Kesinlikle masaya yatırılmalı, terörle mücadele kapsamında değerlendirilmelidir.

Çünkü ABD ve ortakları birçok terör örgütünü İncirlik’ten yönetiyor!

Bize “diz çökün” diyenler, kıtalar yönetmiş bir milletin hafızasını unutuyorlar..

12 Eki 2017, Perşembe

 biz; 15 Temmuz’u yaparız, Türkiye’yi işgal ve iç savaş senaryolarıyla karıştırırız, Meclis'i bombalarız, sokaklarda sivilleri katlederiz, insanları tankların altında ezeriz, o örgüt liderini Pensilvanya’da koruruz, darbeye karışanları kaçırıp korumaya alırız, Marmaris’e ekip gönderip Erdoğan’a suikast girişiminde bulunuruz, diyorlar...

Ama siz, hiçbir şey söylemeyin, hiçbir şey duymayın hiçbir şey bilmeyin ve hiçbir şeye karşı sesinizi yükseltmeyin diyorlar. Siz bu işleri sakın sorgulamayın, arkasında kimler var araştırmayın, FETÖ-CIA bağlantılarını merak etmeyin, Türkiye’de kimlerle iş tuttuğumuzu bilmeyin, “bizim adamlarımız”a müdahale etmeyin, onları sorgulayıp konuşturmayın, onların hareket alanını daraltmayın, diyorlar.

Bize diz çökün, teslim olun, diyorlar, yok öyle yağma!

Biz; Türkiye’ye diz çöktürmek için istediğimiz zaman her türlü operasyonu çekeriz, her türlü kirli dosyayı uygulamaya sokarız, adam satın alır adam devşiririz, Türkiye’nin millileşmesi ve kendini bulması tehlikesine karşı her türlü yaptırımı uygularız, Türkiye içinde gizli örgütler kurarız, bu örgütler üzerinden içeride güvenlik sorunları oluştururuz, bu örgütler eliyle bombalar patlatır kitlesel kıyımlar yaparız, diyorlar..

Türkiye’yi ve Erdoğan’ı yalnızlaştırmak için hem dışarıda hem içeride operasyonlar yaparız, Türkiye içinde toplumsal bölünmenin bütün detaylarını hazırlar düğmeye basarız, kimlik kavgalarının temelini atarız, bu yönde örgütler ve STK’lar kurar, kadrolar hazırlarız, diyorlar.

Siz, bütün bunları görmeyin, öğrenmeyin, tedbir almayın, saf saf bakın, bizim dediğimiz gibi aptallaşın, teslim olun diyorlar...

Bize, bölünmüş harita taslakları dayatıyorlar!

Biz; FETÖ yerine başkalarını ikame ederiz, muhafazakar/İslami kimlik altında yeni FET֒ler kurar besleriz, onlar üzerinden bir sonraki müdahalenin hazırlıklarına girişiriz, PKK/PYD ile ortak hareket edecek iç organizasyon için alabildiğine çalışmalar yaparız, para trafiğini bu çerçevede yönetiriz, medyayı satın alırız, siyasileri satın alırız, işadamlarını satın alırız, milli ve yerli düşünenleri itibarsızlaştırır zayıflatırız, diyorlar.

Sizi güneyden kuşatırız, İran ve Irak sınırı boyunca yüzlerce kilometrelik cephe kurarız, PKK/PYD’ye Türkiye ile savaşa hazırlık için yüzlerce TIR dolusu silah göndeririz, sizin daha bilmediğiniz askeri sevkiyatları ve yığınakları yaparız, Türkiye’nin bütün güney sınırlarını kapatıp denetim altına alırız, 15 Temmuz sonrası ikinci dalga başlayınca bütün bu sınırlardan sizi vururuz, Sizi Türk-Kürt çatışmasına boğar, Anadolu’nun parçalanmasını başlatırız, Irak ve Suriye’de yaptığımız gibi Türkiye için de bölünmüş harita taslaklarını masaya süreriz, diyorlar.

Ağlayıp sızlayın, yalvarıp yakarın, diyorlar: Evet, duyduk ve not ettik

 Siz, bütün bunlar karşısında hiçbir direnç gösteremezsiniz, hiçbir itirazda bulunamazsınız, ülke savunması adı altında efelenemezsiniz, kendi milli direncinizi oluşturamazsınız, ABD’ye kafa tutamazsınız“Hayır, biz kendi ülkemizi savunup, kendi geleceğimizi belirleyeceğiz”diyemezsiniz, “Hayır, bu ülkenin yüzlerce yıllık geçmişi var, bu oyunlara gelmez” diyemezsiniz, milleti bu büyük mücadeleye hazırlayamazsınız, diyorlar..

Biz, Suriye’deki bütün örgütleri Türkiye ile savaşa süreriziçerideki adamlarımız ve kadrolarımızla kafanızı bulandırır devlet aklınızla oynarız, kendi geleceğinize kurşun sıkmak zorunda bırakırız, sizi Suriye’de kullanır Türkiye savaşını orada başlatırız, DEAŞ’la savaşa sürükler PKK/PYD’ye alan açarız, Nusra ile savaşa sürer yine PKK/PYD’ye alan açarızİdlib operasyonunun PKK/PYD’ye yönelmemesi için oyun üstüne oyun kurarız, sizin bütün Suriye tezlerinizi boşa çıkarırız, bölge ülkeleri ile dayanışma içine girmenizi engelleriz, diyorlar..

Ama yine de siz sakın bunlara ses çıkarmayın, sizi yakalayacak kıyamete hazır olun, diz çökün, teslim olun, ağlayıp sızlayın, yalvarıp yakarın, diyorlar..

Duyduk, not ettik bütün bunları..

Ama kıtalar yönetmiş olan bu milletiN hafızasını unutuyorlar..

Ama unutuyorlar… Tarihi unutuyorlarMilletimizin hafızasını, yüzyıllara dayanan siyasi birikimi unutuyorlar. Coğrafya yönetmiş, kıtalar yönetmiş, dünya sistemini yönetmiş bir milletin bu ucuz oyunlara gelmeyeceğini, öz savunmanın ne olduğunu bildiğini unutuyorlar. Birinci Dünya Savaşı’nda bütün cephelerde, bütün iklimlerde verilen mücadeleyi, o tanıklığı unutuyorlar.

Tarih yapıcı milletlerin, zor zamanlarda neler yapabileceğini, ne tür küresel ölçekte oyunu sıfırlayabileceğini, tarih dönüştürecek manevralara aşina olduğunu, bunu yüz yıllardır yapabildiğiniunutuyorlar.

Her köyün bir garnizona dönüşeceğini bilmiyorlar

Haçlı Savaşları sırasındaki Anadolu direnişini, bu istila hesaplarından sonraki büyük yükselişi unutuyorlar.

Anadolu’da her köyün bir garnizon, İstanbul’da her sokağın bir cephe olabileceğini, her bireyin bir kahraman, bir öncü, bir komutan olacağını unutuyorlar. Bunları hamaset sanıyorlar, bizi Anadolu’da sıkıştırabileceklerini sanıyorlar,  bizim varolanla yetineceğimizisanıyorlar, “Türkiye’ye dokunmayın, ne yaparsanız yapın” diyeceğimizi sanıyorlar.

Türkiye için tehdit, 15 Temmuz’un ve terör kuşağının arkasındaki güçtür

Türkiye için tehdit tanımlanmıştır. Öncelikle 15 Temmuz’un arkasındaki güç en büyük tehdittir. Aynı güç ve güçlerin yeni bir dalga için hazırlık yaptığı apaçık ortadadır. “İkinci dalga”ya Güney’den hazırlandıkları ortadadırPKK/PYD ve Barzani üzerinden, orada oluşturdukları garnizon kuşak üzerinden, o kuşağa yığdıkları silahlarüzerinden, eğitip savaşa hazırladıkları terör örgütleri üzerinden Türkiye’yi tehdit etmektedirler.

Bu yüzden Türkiye’nin; bedeli ne olursa olsun, o bölgeyi, o terör kuşağını daha tamamlanmadan anlamsız bırakacak seçeneklere yoğunlaşması tek yoldurİdlib’e operasyonun amacı terör kuşağının Akdeniz kapısını kapatmaktır, doğru.

Ama Afrin ve daha Batı’da üç yerden daha müdahale alanıbelirlenmeden o kuşak engellenemez. Türkiye için PKK/PYD dışında öncelikli tehdit söz konusu değildir, başka hedefler gösterenler o büyük oyunun içindedir. Bugün bunu “savaş” olarak gösterenler, yarın asıl savaşı Türkiye içlerine servis edecek olanların ortaklarıdır.

ABD’nin bu kuşakta artık hiçbir dostu kalmamıştır

Bu tehdit başarısızlıkla sonuçlanacaktır. Oraya ne kadar silah yığarlarsa yığsınlar başarılı olamayacaklar. ABD için İsrail, Barzani ve PKK/PYD dışında bölgede hiçbir dost kalmamıştırTürkiye’den Çin sınırına kadar ABD ile müttefik tek bir ülke bile kalmamıştır.

Türkiye’den Pakistan’a kadar bölgesel bir direnç haritası oluşmaktadır, bu güçlendirilmeli ve hızlandırılmalıdır. Bugün Suriye ve Irak’ın kuzeyinden Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışan ABD bütün coğrafyayı kaybetmekle yüz yüzedir. Böyle giderse Washington yönetimi Kuzey Kore ve Pasifik krizleriyle, Avrupa iç sorunlarıyla, Baltıklar ve Doğu Avrupa’da patlayacak Doğu-Batı çatışmalarıyla uğraşmaktan başını kaldıramayacak.

Çünkü ABD bütün dünyada kredisini ve güvenilirliğini kendi elleriyle yok etmiş durumda. Kaba güç dışında seçeneği, terör örgütleri dışında ortakları kalmamıştır.

Türkiye’yi tehdit etmesi, kaybetmesi bu işin zirve noktası olacaktır.